Küresel iklim değişikliğinde meydan okumalar

15 Ekim 2010’da istanbul teknik üniversitesi taşkışla binasında gerçekleşen konferansın açılış konuşmacısı Profesör Malcolm Hollis‘in konuşmasından tercüme edilmiştir.

 Geleceğin enerji politikaları ilk olarak fosil yakıtların tükenebilr kaynaklar olması ikinci olarak enerji kaynaklarının devamlılığı endişesi ve son olarak fosil yakıtların büyük ihtimalle kürsel iklim değişikliklerine sebep olduğu gerçeği ile yüzleşmemiz ile şekillenecektir. Sürdürülebilir bir gelişmenin temel amacı sürdürülebilr toplumlar yaratarak enerjinin sürdürülebilir tüketiminin sağlanmasıdır. ( DEFRA 2010 )

Hayatta kalma

Eğer gelecek nesillere onların ihtiyaçlarının karşılayabilecek bir dünya bırakmak istiyorsak, modern yaşamın gerektirdiği bütün üretim ve tüketim aktivitelerini yarattığı yıkıcı etkileri ortadan kaldırmalı yada en azından azaltmalıyız. Bu bağlamda, enerjinin kullanımı ve üretimi, mevcut ve gelecekte üretilecek tüm bileşenlerin yenden kullanılabilir olması, atık ürünlerin doğal çevreye karışmasından kaçınma ve su ve toprak kaynaklarının sürüdürlebilirliğinin sağlanması gibi konulara odaklanmalıyız. Ayrıca gelecekte inşa edilecek binaların karbon emisyonlarının azaltılması için önemli adımlar atılmasına karşın, mevcut binalar hala yapı stoğunun büyük bir kısmını oluşturmakta. Geleceğimiz için önümüzdeki en büyük meydan okuma, yeni yapıların gerekli değişimlerinden ziyade, mevcut yapı stoğunun değişiminin sağlanması olacaktır.

Küresel Isınma

Son yarım yüzyılda gerçeleşen küresel ısınmanın büyük oranda fosil yakıtların yakılması, tarım ve ormancılığa bağlı toprak kullanımındaki değişimler gibi insan aktivitelerinin sebep olduğunu gösteren güçlü kanıtlar vardır. Gelecekteki sıcaklık ve diğer iklimsel değişimleri boyut,, özellikle bölgesel anlamda, hala belirsizliğini korumaktadır. Polikitacıların uygun ve gerekli çözümleri formüle edebilmesi için iklim bilimi ile temas halinde olmaları gerekmektedir. Kesin olmamakla birlikte gelecek 20 yıl içinde insan aktivitelerine bağlı olarak her on yıllık dönem için 0.2C ile 0.4C arasında sıcaklık artışı öngörülmektedir. (Royal Society 2010). Deniz seviyelerindeki yükselme öngörülebilen kaçınılmaz sonuçlardan sadece birisidir.

Binalar sera gazı emisyonunun en büyük sebebidir.

İngilterede 2006 yılında gerçekleşen CO2 salınımınınyaklaşık %45i bina inşat ve kullanım faliyetlerinden kaynaklanmaktadır. Bu oran avusturalyada %23, çinde %42ve brazilyada %42dir.

Kişi başına düşen yıllık kirlilik

Dünya çapında kişi başına düşün yıllık kirlilik oran 5.5 ton CO2dir ve bu ortalamaya en büyük katkıyı en fazla Avrupa ve Amerika sağlamaktadır. Küresel karbon salınımıda makul seviyelere ulaşmak için İngiltere gibi sanayileşmiş ülkelerin karbon salınımlarının mevcut durumun %10nun düşürmeleri gerekmektedir.

Sınırlı kaynakların tüketimi

Belirtilen kişibaşına kirlilik değerlerinin yanında, İngilteredeki inşat endüstrisi her yıl 6 ton materyal tüketmektedir. Bu malzemelerin %50 si mevcut yapı stoğunun tamir ve bakımında, %20lik kısmında altyapı faliyetlerinde kullanılmaktadır.

Madencilik

İngilterede yıllık 300 milyon ton ham madde inşaat faliyetlerinde agrega, çimento ve tuğla yapımında kullanılmak üzere topraktan çıkarılıyor ve bu faliyetlerin önemli bir çevresel maliyeti oluyor.

Geri dönüşüm

Yapı endüstrisi kendi çok az miktarda malzeme geri dönüşümü sağlanan bir sektör. Örnek vermek gerekirse, inşatlarda kullanılan agreganın %12lik bir kısmı geri dönüştürülmüş yada alternatif kaynaklardan elde ediliyor. ( ancak büyük oranda dolgu ve zemşn sertleştirme gibi düşük seviye uygulamalarda ) Bu malzemelerin efektif olarak kullanılması, paradan, atıkların arındırılması, enerji tüketimi gibi konularda tasarruf etmemizi ve tedarik süreçlerinde oluşan kirliğin azaltılmasını sağlayacaktır. ( 1995 White Paper ) 1995 yılında 2006 yılına kadar her yıl geri dönüştürülen atık yıllık 30 ila 55 milyon ton artırılması hedeflenmektedir. 2006 yılına gelindiğinde 335 milyon atığın ancak 30 milyon tonu geri dönüştürülebilmektedir. ( Bu atığının %32lik kısmı inşatendüstirisinden gelmektedir.)

Mevcut yapı stoğunu dönüşüme dahil edilmesi

İngilterede mevcut yapı stoğunun yenilenme oranı yıllık %0.1den azdır ve yeni yapılan binaların mevcut yapı stoğuna oranı %1den azdır. (sidal 2010) Bunun anlamı ingilterede yapı stoğu her yıl büyükte ve bu yapı stoğunun yenilenmesi yaklaşık 1000 yıl sürmektedir.

İngilteredeki 4 milyonun adetten fazla ev 1919 yılından önce yapılmıştır ve yaklaşık olarak bu yapıların %70inin 2050 yılına kadar kullanımda olacağı tahmin edilmektedir. (Ramen 2009) Bu binalar yeni binalara oranla çok daha az efektif olacaklardır ve kullanımda oldukları sürece sayıca az olsalar bile mevcut yapı stoğunun m2 başına düşen enerji tüketiminin büyük bir kısmını oluşturacaklardır.

Politika ve eylem

Binalar olmadan yaşayamayız. Asıl mücadelemiz yaşanabilir bir gelecek oluştururken mevcut ekonomik koşulları temin etmek olmalıdır.

İnşat malzemeleri seçimi konusundaki kalkınma politikalarımız ‘ beşikten beşiğe ‘ yaklaşımını benimsemelidir. ( Bir malzemenin ilk kullanımdaki etkisi, bir yapınını yaşamının sonunda parçalara ayrılabilmesi ve bu parçaların tekrar kullanılabilmesi.. )

Sıfır enerji

Sıfır fosil yakıt enerjisi tüketme prensibi dikkat çekici bir ilgi ile karşılaştı. Avrupa ve Amerika Birleşik devletlerindeki geleneksel yapılar fosil yakıtlardan elde edilen enerjinin %40ını tüketmektedir.

Fosil yakıtların tükenmesi

İstatiklere göre taşıma sistemlerimizi destekleyen ucuz benzin ve binalarımızın büyük bir kısmını ısıtıan ucuz doğal gaz yakın bir zamanda tükenecektir. Bu durumda çevre dostu alternatif enerji kaynaklarıbulmalaı ve enerji tüketimimizi azaltmalıyız. ( Ayrıca kalan fosil yakıtlar üretim sektöründeki önemli bir kaynaktır ve bizler yakmaktan çok daha faydalı işler için bu kaynağı saklamalıyız. )

İnşat sektörünü bekleyen meydan okumalardan bazıları,

  • İklim değişimi ( Küresel ısınma, karbon emisyonları, enerji kullanımı ve küresel karartma )
  • Su kaynakları ( mevcudiyet,aşırı kullanım, sel baskınlar, tuzlanma ve güvenlik )
  • Kirlilik ( su kaynaklarının ve denizlerin kirlenmesi, hava kirliliği, asit yağmurları, toprak kirlilği ve erozyon )
  • Biyoçeşitlilik, ekosisteme verilen zararlar, kaynakların tükenmesi, ozon tabakasının delinmesi, doğal yaşam alanlarının tahribatı

, olarak sıralanabilir. Sürdürülebilir gelişme insanların yaşam biçimlerini iyileştirmeye çalışırken öteki taraftan gelecek kuşakların ihtiyacı olacak doğal kaynakların ve ekosistemin devamlılığının sağlanmasının amaçlar ve bu iki konu arasındaki dengeyi bulmayı amaçlar. Diğer bir tartışma konusu ise böyle bir uzlaşmanın mümkün olup olmayacağıdır.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: